ana sayfa

Bal Mucizesi

Misvak Mücizesi

Mesir Macunu Mucizesi

Zeytin ve Yağı Mucizesi

Bal ve Tarçın Mucuzesi

Su Terapisi

Sirke Mucizesi

Kefir Mucizesi

Limon Suyu-Sarımsak Mucizesi

Yeşil Çay Mucizesi

Zemzem Mucizesi

Meyan Kökü Mucizesi

Kara Üzüm Çekirdeği Ekstresi

Hurma mucizesi

İsveç Şurubu (İksiri)

Meyan Kökü Mucizesi

   

Tarihte Yunanlılar, Mısırlılar, Çinliler ve Hintliler gibi birçok toplum tarafından da kullanılmış olan meyan kökü, Güney ve Orta Avrupa'da  doğada kendiliğinden yetişiyor; Rusya, İspanya, İran ve Hindistan'da ise özel olarak yetiştiriliyor. Türkiye'nin iç Anadolu bölgesinde, güneyinde,doğusunda ve güneydoğusunda doğal olarak bolca yetişir.
  Meyan kökü geleneksel Çin doktorluğunda sıkça kullanılan bir bitkidir. Çinliler diğer bitkilerle karıştırarak meyan kökünün canlılık vermesini sağlıyorlar.Bu nedenle Çin tıbbının vazgeçilmez bir ilacıdır meyan kökü.

  Haziran-Temmuz ayları arasında sarı-mavi eflatun veya kahverengimsi çiçekler açan, 0,4-2 m yüksekliğinde, dikensiz çalımsı bitkilere "meyan" denir. Yaprakları parçalıdır, yaprakçıklar 4-7 çiftlidir. Çiçekleri başak şeklindedir. Taç ve çanak yaprakları iki dudaklıdır, üst dudak iki kısa dişli, alttaki üçü uzun dişlidir. Meyan bitkisinin 6 türü Türkiye'de yetişmektedir. Daha çok Güney, Orta ve Doğu Anadolu'da yaygınlık göstermektedir. Bir kısmının kökleri tatlı, bir kısmının ise acıdır.
        Bu bitkinin oluşumunun Doğu’da başladığına inanılırdı, ancak eski zamanlardan beri Çin, Afrika, Avrupa, Hindistan ve Orta Doğu’da da yetiştiriliyordu. Meyan, kışın yapraklarını döker. Yıl boyunca 1 metre veya daha uzun hale gelir. Ana kökünün, yaradılış düzeninden kaynaklanan güçlü bir kök yapısı vardır ve 1 metre yada daha fazla olarak çok sayıda saçaklı kökleri bulunur. Kökleri 1-5 cm kalınlığındadır, görünüşü kahverengi bir oduna benzer, sarı renkteki dokusuyla ve birbirinden ayrı olan kordonlarıyla uzun bir ipe benzetilebilir. Toprağın üst kısmındaki görünüşünde dikey biçimde olan ince dallarında yaprakları bulunur. Sapının iki yanında da 4-8 çift koyu yeşil yaprakları vardır. 2-3cm uzunluğunda, oval, eğrelti otuna benzer küçük yaprakları vardır. Küçük yapraklara dokunulduğunda hafif yapışkanlık hissi verir. .Mavi lavanta çiçeklerinin salkımı gibi uzunluğu 1cm kadardır ve geriye kalan düz kısmı 2-3cm uzunluğundadır. Kahverengi kısımlarında, böbreğe benzeyen 1-7 arası toplu iğne başı büyüklüğünde kahverengi tohumlar içermektedir. 

    Meyan bitkisi; kireç, mecra, serbest bir alan, toprağın derinleri; tercihen de güneş gören bir yere konulabilir. Eğer killi toprakta bakılacaksa, bitki saksı yada tümsek bir yerde yetiştirilir.

Toprak, gübreyle zenginleştirilir ve hayvan gübresi bitkinin çürümesine karşın faydalıdır. Meyan’ın yayılması için en az 1-3 metrekarelik bir yer sağlanmalıdır. Bitkinin filiz vermeye başlaması iyiye işarettir ve yeni filizlerin oluşumunu sağlar. Köklerin yetişimin deki bu belirtiler ilerde biçilebileceğini gösterir. Bu kök tat, lezzet vermek için ve tedavi edici olarak kullanılır. Az yetişen senelik şifalı otlar veya bitkiler  1-2 yıl civarında bir sürede yetiştirilebilir..

    Meyan; ılıman, sıcak ve astropikal iklimlerde iyi olacaktır ve aynı zamanda; tropikal alanlarda olduğu takdirde kuruyan toprağı nemli ve havanın yağışlı olmasını sağlayacaktır. Meyan, kışın don olduğu zamanlarda hareketsizdir. Yani soğuk dönemlerde yeri değiştirilmezse yeraltına sağladığı faydalı özellikleri faaliyet göstermez. Eğer bitkilerin kuru yaprak örtüsü sık ise; toprağın nemi açısından yabani otların ayıklanması unutulmamalıdır. Kökler, bellenir, yıkanır ve güneşte, gölgede yada suni bir şekilde kurutulur. Taze kökler, kolayca kesilir ve katlanabilir. Bir kez kurutulan kökler, ısı,ışık ve nemden saklanıp biriktirilmelidir. Kökler, müddetsiz olarak tatlılığını ve özelliklerini muhafaza edecektir.

Meyan’a bir kurtuluş besini de denilebilir. Yalnızca bu da değil iyi de bereketi, bolluğu vardır. Sayesinde şeker niyetine de meyanı kullanabiliyoruz. Serinletici bir şerbet olarak kullanılır ve susuzluğu giderir, açlığı bastırır ve direnme, dayanıklılık gücü verme gibi faydaları vardır.     

    Meyan’nın 15’in üzerinde çeşidi vardır. Fakat bunların hepsi tatlı olarak tıp alanında genel kabul görmüş değildir yada ticari anlamda uygun değildir.  

Birleşimleri: uçucu yağlar, birleşik yağlar, linolenik  ve linolenik asit, ağaç sakızları, coumarinler, alkaloidler, mazı oyu (tanenler), tryptamine, indolo, pyrazine, pyrrolidine, fenoller, salicylic asit, asparagine, betaine, chelite, glycyrrhizin, acılık, isoflavonlar, östrojen benzeri steroitler, bitkilerden elde edilen zamk, lecithin, protein

Vitaminler : A, B1, B2, B5, B6, B9, E 

Mineraller : kalsiyum, demir, magnezyum, manganez, fosfor, potasyum, sodyum, krom, kobalt, selenyum, silisyum, çinko dur. 

   Bitkinin kökleri, meyan kökü olarak tanınmakta ve işlenmemiş olarak da kullanılmaktadır. Köklerinin kabuğu özel dinklerde soyulduktan sonra veya soyulmadan önce güneşte kurutularak doğal halı ile piyasaya sürülür. Bileşiminde nişasta, şekerler, zamk, rezin, glisirrizin vardır. Glisirrizin şekerden daha tatlı bir bileşiktir. Köklerdeki miktarı, bölgeden bölgeye değişir ve köklerin de etkili maddesidir. Meyan kökünün fabrikalarda işlenmesi ile elde edilen pekmez kıvamındaki meyan ekstrası,ilaç ve gıda sanayiinde çok çeşitli meyan ürünlerinin yapımında kullanılır.Meyan kökü Türkiye'nin önemli bir ihraç maddesidir. Türkiye'de meyan kökü ve ürünlerinin kullanımı,şifa değeri henüz bilinmediği için yaygın değildir.

Mucize bitki MEYAN ın tedavi yapan doğal bileşimi:

    Böyle bir terkip meyan kökünden başka hiç bir şifalı bitkide yoktur.
Lütfen aşağıdaki şu doğal bileşime bir bakınız.Hangi ilaç fabrikası veya laboratuar, renkleri,kokuları,yoğunlukları,molekül yapıları,kullanım alanları ayrı ayrı olan bu 195 çeşit eşsiz maddeleri belli oranlarda bir ilaç olarak bir araya getirebilir?
    Bu sadece,biz insanlara sunulmuş bir yaratılış mucizesidir.

KİMYASAL ANALİZLERE GÖRE MEYAN KÖKÜNDEKİ MADDELER

 Acetic-acid, Acetoin ,Acetol, Acetophenone, Alpha-terpineol Aluminum, Anethole, Apigenin, Ascorbic-acid, Asparagine, Benzaldehyde, Benzoic-acid, Benzyl-alcohol, Beta-sitosterol, Butan-1-ol-2-one, Butan-1-ol-3-one, Butane-2,3-diol, Butanoic-acid, Butylphthalate, Butyric-anhydride, Calcium, Camphor, Caproic-acid, Carvacrol, Choline, Chromium, Cobalt, Cumic-alcohol, Decane, Decanoic-acid, Difurfuryl-ether, Dihydro-5,5-dimethyl-2(3h)-furanone, Dimethyl-phenylethyl-alcohol, Docosane, Dodecane, Dodecanoic-acid, Eicosane, EO, Estragole, Estriol, Ethyl-linoleate, Ethyl- linolenate, Ethyl-palmitate, Ethyl-phenol ,Ethyl-phenylacetate, Eugenol, Fenchone Formononetin, Fructose, Furfural, Furfuryl-acetate, Furfuryl-alcohol, Furfuryl-butyrate, Furfuryl-formate,F urfuryl-propionate, Furyl-methyl-ketone, Gamma-butyrolactone, Gamma-heptalactone,G amma-hexalactone, Gamma-nonalactone, Gamma- octalactone, Geraniol, Glabrene, Glabric-acid, Glabridin, Glabrol, Glabrolide, Glabrone, Glucose, Glycocoumarin, Glycyrin, Glycyrol, Glycyrram, Glycyrrhetic-acid, Glycyrrhetinic-acid, Glycyrrhetol,G lycyrrhisoflavanone, Glycyrrhisoflavone, Glycyrrhizic-acid, Glycyrrhizin, Glyzaglabrin, Glyzarin, Guaiaco, Hederasaponin-c, Henicosane, Heptadecane ,Heptane-1,2-diol, Heptanoic-acid, Heranol, Herniarin, Hex-trans-3-en-ol, Hexadecane, Hexadecanoic-acid, Hexadecyl-acetate, Hexan-1-ol, Hexanoic-acid, Hexanol, Hexyl-formate, Hispaglabridin-a ,Hispaglabridin-b, Indole, Iron, Isobutyladipate, Isoglabrolide, soglycyrol, Isoliquiritin, Isomucronulatol, Isoneoliquiritin, Isoschaftoside, Isoviolanthin, Kumatakenin, Lavandolol, Licochalcone-a, Licochalcone-b, Licoflavonol, Licoisoflavanone, Licoisoflavones, Licoric-acid, Licuraside, Licuroside, Lignin, Linalool, Linalool-oxides, Liqcoumarin, Liquirazide, Liquiritic-acid, Liquiritigenin, Liquoric-acid, Magnesium, Maltose, Manganese, Methyl-ethyl-ketone, Methyl-hexa-decanoate, Methyl-hexanoate, Myrtenal, N-methyl-2-pyrrolidone, N-nonacosane, N- tetradecane, Neoliquiritin, Neosoliquiritin, Nonadecane, Nonanoic-acid, O-acetyl-salicylic-acid, O-cresol, O-methoxy-phenol, O-tolunitrile, Octacosan-1-ol, Octadecane, Octanoic-acid, P-cymenol, P-methoxy-phenol, Palmitic-acid, Pentadecane, Pentadecanoic-acid Pentan-1-ol, Pentanoic-acid, Phaseollinisoflavan, Phenethyl-alcohol, Phenol, Phenyl-acetaldehyde, Phenylpropionic-acid, Phosphorus, Propionic-acid, Pyrazole, Rhamnoisoliquiritin, Rhamno-liquiritin, Salicylic-acid, Schaftoside, Silicon, Stigmasterol, Sucrose, Sugar, Terpin-1-en-4-ol, Tetracosan-1-ol, Tetracosane, Tetradecanoic-acid, Tetramethyl-pyrazine, Thiamin, Thujone, Thymol, Tiglaldehyde, Tin, Tricosane, Tridecane, Tridecanoic-acid, Trimethyl-pyrazine, Umbelliferone, Undecane, Undecanoic-acid, Zina
 

BİNLERCE YILDIR BİLİNİYOR VE KULLANILIYOR...

                                Antik Tıpta Meyan Kökü

   Bu bitkinin kökleri, dört bin yılı aşkın süre öncesinde var olan Babil temsilciliği tarafından, kuvvetlendirici olarak bilinirdi. Meyan köklerinden hazırlanan şurup, antik Mısırlılar tarafından çok beğenilmişti. 1923’te TUTANKHAMEN (Eski Mısır Kralı)’in mezarı keşfedildiğinde, aynı zamanda meyan kökleri de orada bulunmuş oldu. Eski Mısırlı doktorlar meyan kökünü keskin ilaçlarla karıştırdığını gizleyerek sakıncalı testler yaptılar. Ve bu ilaçla karaciğer ve bağırsak hastalıklarını tedavi ettiler. Yunanlı doktor Theocritus ; susuzlukla savaşmak, kuru öksürükler ve astım tedavileri için meyan kökü ilacını verdi. Meyan Kökünün yararları aynı zamanda Arap doktorları  tarafından da bilinirdi ve onlar da yiyecek ve ilaç olarak, meyan kökünü reçetelerine yazarlardı. Bir Arap doktoru ve filozofu olan Avicenna (İbni Sina) der ki : Meyan Kökü demlendiğinde, ses tellerine iyi gelir, nefes borusunu temizler, diyetler ve hastalıklar açısından çok faydalıdır.

                                  Modern Tıpta Meyan Kökü

    Araştırmalar sonucunda meyan kökü kullanımı ile çok iyi sonuçlar elde edilebildiği kanıtlandı. Kanı temizleme tedavisinde ve kuvvetlendirici olarak kullanımı ve karışımındaki maddelerden birinin Addison hastalığı tedavisinde kullanımının başarıyla iyi sonuçlar sağladığı ispatlandı. Meyan kökü ve içeriğindeki maddeler aynı zamanda iltihapların, mide ve bağırsak enfeksiyonlarının ve özellikle ülserlerin tedavisinde yardımcı olur. Araştırmalar aynı zamanda meyan kökü kullanımının böbrek üstü bezlerine uyarıcı olarak kullanımıyla ilgili olarak da iyi sonuçlar verdi. Gizlenen kortizon, romatizma tedavisi, astım, göz hastalıkları ve cilt problemleri olmak üzere bu tür hastalıkların tedavilerinde meyan kökü kullanılır. Son zamanlarda ise meyan kökü ilacının AİDS sendromuna karşı çok etkili bir ilaç olduğu keşfedildi ve  ABD de ilaç olarak resmen kullanılmaktadır.  
   
Etkileri : tonik(kuvvetlendirici), pektoral (göğse ait yumuşatıcı), balgam söktürür, mukoza koruyucu, yumuşatıcı, idrar söktürücü, laksatif, serinletici, iltihap giderici, spazm yok edici, mantar gelişimi durdurur veya yok eder ve bakteri öldürücüdür, östrojeniktir, kataritiktir; yani gerek bağırsak içeriğinin miktarını arttırarak, gerekse peristaltizmi arttırarak bağırsak boşalmasını sağlar, stomaktiktir (mideye çok faydalıdır), antivirüs etkileri vardır.

 

SARS Hastalığına Karşı "Meyan Kökü"

Dünya geçtiğimiz yıllar içinde SARS'la tanıştı. Bilim adamları bu hastalığı yenecek antikorlar geliştirmeye çalışırlarken, geçtiğimiz günlerde SARS'ın çözümünün doğada bulunduğu açıklandı. Alman virologlar, meyan kökünden elde edilen bir maddenin, SARS'a karşı kullanılan ribavirin maddesinden çok daha etkili olduğunu kaydettiler.

The Lancet dergisinde yayımlanan habere göre, Frankfurt Üniversitesi'nin kliniğinde görevli virologlar, meyan kökünden elde edilen ve HIV-1 (AIDS virüsü) ve Hepatit C virüsüne karşı başarıyla kullanılan glisirizin maddesinin, laboratuar ortamında SARS virüsünün çoğalmasını engellediğini açıkladılar. Meyan kökünün özünün etkinliği SARS koronavirüsü tarafından enfeksiyona uğramış maymun hücreleri üzerinde de test edildi.

Prof. Prakash Chandra, kullanılan ribavirin maddesinin toksik etkisine dikkat çekerek, glisirizin maddesinin yüksek konsantrasyona rağmen yan etkisinin çok az olduğunu, uzun dönem araştırmalarının yapıldığını, bu maddenin ucuz olduğunu ve zehirli olmadığını belirtti. Meyan kökündeki bu madde, yüksek dozda kullanıldığında SARS virüsünün üremesini tamamen durduruyor. Bu bitki, virüsün, enfeksiyona yol açan hücrelere bağlanmasını zorlaştırarak üremesini engelliyor.

Meyan Kökü Hakkında

Tarihte Yunanlılar, Mısırlılar, Çinliler ve Hintliler gibi birçok toplum tarafından da kullanılmış olan meyan kökü, Güney ve Orta Avrupa'da vahşi doğada yetişiyor; Rusya, İspanya, İran ve Hindistan'da ise özel olarak yetiştiriliyor. Meyan kökü geleneksel Çin doktorluğunda sıkça kullanılan bir bitki. Çinliler diğer bitkilerle karıştırarak meyan kökünün canlılık vermesini sağlıyorlar.

Haziran-Temmuz ayları arasında sarı-mavi veya kahverengi çiçekler açan, 0,4-2 m yüksekliğinde, çalımsı bitkilere "meyan" denir. Yaprakları parçalıdır, yaprakçıklar 4-7 çiftlidir. Çiçekleri başak şeklindedir. Taç ve çanak yaprakları iki dudaklıdır, üst dudak iki kısa dişli, alttaki üçü uzun dişlidir. Meyan bitkisinin 6 türü Türkiye'de yetişmektedir. Daha çok Güney, Orta ve Doğu Anadolu'da yaygınlık göstermektedir. Bir kısmının kökleri tatlı, bir kısmının ise acıdır.

Bitkinin kökleri, meyan kökü olarak tanınmakta ve kullanılmaktadır. Köklerinin kabuğu soyulduktan sonra veya soyulmadan önce güneşte kurutularak piyasaya sürülür. Bileşiminde nişasta, şekerler, zamk, rezin, glisirrizin vardır. Glisirrizin şekerden daha tatlı bir bileşiktir. Köklerdeki miktarı, bölgeden bölgeye değişir ve köklerin de etkili maddesidir.

Meyan Kökü: Bir Ecza Deposu

Meyan kökü dünyada biyolojik olarak en aktif olan bitkilerden biridir. Örneğin Meyan kökü bir magnezyum ve silisyum kaynağıdır.

Meyan kökü, mideyle ilgili sağlık problemlerinde son derece etkilidir. İçerdiği glisirutenik asid (GLA), deglisirine meyan kökü (DGL) ve karbenoksolen sodyum (CS) maddeleri, bilinen en etkili anti-ülser ilaçlarındandır.

Meyan kökü ayrıca cilt problemlerine de iyi gelir. Meyan kökü tüketimi ciltte oluşan aknelerin tedavisinde etkilidir.

Meyan kökü, ateş düşürücü özelliğinin yanı sıra, karaciğerin toksik maddeleri süzmesinde de yardımcıdır. Hepatit, siroz gibi karaciğer hastalıklarının tedavisinde meyan kökünde bulunan GLA'nın detoksifian etkisi kanıtlanmıştır. Bitkinin göğüs yumuşatıcı, öksürük kesici özellikleri de vardır. Mide hastalıklarında, özellikle gastritte de son derece yararlıdır.

Meyan kökü eczacılıkta toz halinde, hapların hazırlanmasında şekil vermede kullanılır. Ayrıca taze veya kuru köklerinin kaynar su ile karıştırılması ve sonra alçak basınçta yoğunlaştırılması suretiyle meyan balı elde edilir. Meyan balındaki glisirrizin miktarı daha fazladır. Meyan kökü, piyasada toz veya kalıplar halinde bulunur. Parlak siyah renkli, tatlı lezzetlidir. Suda kolaylıkla erir. Meyan kökünün su ile birleştirilmesi sonucunda elde edilen karışıma ise meyan şerbeti denir. Koyu esmer renkli ve tatlı lezzetli, göğüs yumuşatıcı, öksürük kesici ve serinletici özellikte olan bu şerbet daha çok Güneydoğu Anadolu bölgesinde elde edilir ve kullanılır.

Şifalı Bitkiler Allah'ın Birer Rahmetidir

Şimdi biraz düşünelim. Meyan kökü en başta sadece küçücük, tahta görünümünde bir tohumdur. Ancak bu tohum kök saldığında ve filizlendiğinde sahip olduğu özelliklerle birçok hastalığa şifa olabilecek maddeler içermektedir. Verimsiz topraklarda bile yetişen bu bitkinin, birçok hastalığın yanı sıra bir gün dünyayı pençesine alan SARS adlı bir hastalığa da çare olabildiği anlaşılmıştır.

Bilim adamları en gelişmiş teknolojik aletlerle laboratuvarlarda bu hastalıklara çare ararken, küçücük bir tohum bütün bunları tek başına başarabilmektedir. Böyle bir şeyi tohumun kendi kendine başarmış olması mümkün müdür? Ya da tesadüfler, bu küçücük tahta parçasının içinde, bu kadar detaylı ve karmaşık bilginin biraraya gelmesini sağlamış, bu sayede bitkiye şifa verici özelliklerini kazandırmış olabilir mi? Elbette hayır. Bu bitkinin tohumuna sahip olduğu bütün bu özellikleri yerleştiren Yüce Allah'tır. Rabbimiz bizlere hem hastalıkları hem de onlara şifa olan bu bitkileri yaratarak üstün ilmini ve sonsuz rahmetini göstermektedir.

Yeryüzündeki tüm bitkiler, insanlar ve bütün canlılar için özel olarak tasarlanmışlardır. Bu da bize Allah'ın yaratmadaki gücünü ve eşsiz sanatını gösterir. Allah Kuran'da şöyle buyurur:

"Yerde sizin için üretip-türettiği çeşitli renklerdekileri de (faydanıza verdi). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayetler vardır." (Nahl Suresi, 13)
 
http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/1808
 

 

 

 

TIBBİ ÖZELLİKLERİ (Yabancı yayınlardan)

        Meyan şekerlidir ve içeriğindeki glisurutenik asit, şekerden elli kat daha şekerdir. Beyin zarından(korteks) salgılanan hormonları uyarır, faaliyete geçirir ve bezeleri iyileştirmeye yardımcı olur.Aynı zamanda hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda östrojen hormonunu  faaliyete geçirdiği ve “hap” şeklinde kullanımında adet dönemiyle ilgili dengeleri sağlayabildiği görüldü. Meyan kökü, dalak ve ciğerler için de mükemmeldir. Öksürükler,boğaz ağrısı,astım,mide ve on iki parmak bağırsağına ait ülserler,hepatitler,duyu bozuklukları(türlü ruh karışıklıkları;çırpınma, kasılmalar ve inlemeler ile kendini gösteren sinir bozuklukları) ve yiyecekten zehirlenmeler için kullanılmaktadır. Aynı zamanda iyi bir anti-oksidant,yani kanser önleyici olduğu da bilinir.
 

  Tıbbi Etkisi ve Kullanımı :  Meyan’ın pektoral(göğse ait) ve yumuşatıcı,acı dindirici etkileri vardır.  İyi bilinen ve yaygın olarak kullanılan bu ilaç, genellikle öksürükler ve göğüs hastalıkları için tüketilmekle beraber özellikle de en çok bronşitler için kullanılır. Yaygın olarak öksürük ve ağrı kesici olarak  kullanılan meyan kökünün karışımındaki neredeyse tüm maddelerin her biri bir ilaçtır.  Anodyne(Ağrı Kesici), Antioksidant, Antipasmodic, Anti-inflamatuar, mukoza koruyucu, Depurative, idrar söktürücü, Yumuşatıcı ve Acıyı Dindirici, Estrogenic,balgam söktürücü, Pectoral(pektoral) dir.

  Hipoglisemi,bronşitler,kolitler(kalın bağırsak iltihabı),gastritler, stres,soğuk algınlığı(nezle),mide bulantısı, ve iltihaplanmalar için çok yararlıdır.Kolonların temizlenmesini sağlar, ileri derecede olan beze rahatsızlıklarını, kas zayıflıkları yada iskelete ait spazmları tedavi eder.Bronşitler ve ciğerlerde oluşan balgamı akışkan hale getirerek söktürmeyi sağlar. Meyan’ın içeriğindeki östrojen benzeri hormon,sesi değiştirir. Araştırmalarda kan hücrelerinin salgıladığı protein üretiminin meyan kökü aracılığıyla teşvik edildiği görülmüştür.

   Meyan kökünün içerdiği glisirizin,sıkroz şekerinden 50 kere daha şekerlidir,örneğin hidrokortizon hormonlarının ürettikleri gibidir. Buradan da anlaşıldığı üzere, rahatsızlıkları giderici etkisinin yanı sıra, aynı zamanda steroid tedavisinin ardından beyin zarı ile ilgili uyarılarda da büyük rol oynar. Meyan kökü, gastrit ve ülseri iyileştirebildiği gibi aynı zamanda etkili bir kuvvetlendiricidir. Etkileri : Yatıştırıcı,anti-artrit(mafsal yani eklem iltihabını giderir),korteks(beyin zarı) için kuvvet verici bir ilaçtır, kolestrolü düşürür, müköz zarlarındaki gastriti hafifletir,yatıştırır;balgam söktürücüdür, alerjik durumlara karşı ferahlık sağlayabilir.

   Endokrin sistemi üzerindeki belirgin etkisiyle de meyan kökü, bir grup bitkilerden bir tanesidir. Meyan Kökü, Addision hastalığında olduğu gibi, bezelerle ilgili problemleri de tedavi eden faydalı bir bitkidir. Meyan kökünün Cattarh hastalığı gibi bronşlarla ilgili problemler,bronşitler ve genelde öksürükler olmak üzere geniş bir kullanım alanı vardır.

 Fonksiyonları ve klinikle ilgili kullanımı : Genellikle, bilhassa ısıtıldığında dalak yetersizliği durumlarında kullanılır.Aynı zamanda Qi yetersizliği veya kansızlıkla düzensizleşen kesik kesik olan nabız atışı yada çarpıntılar için kullanılır. Ciğerleri nemlendirir ve öksürük keser; hırıltı ve öksürükler için kullanılır. Meyanın nötr bir tabiatı olduğu gibi, ciğerlerdeki sıcaklık yada soğukluk için de kullanılabilir. Ham meyan; çıbanlar, ağrılar yada boğaz ağrısından meydana gelen ateşli zehirlenmeler için kullanılır. Spazmları yatıştırır : karın ve bacaklardaki ağrılı spazmlar için kullanılır. Aynı zamanda lokal ve dahili olarak türlü zehirli maddelere karşın bir panzehir olarak kullanılır.

    Meyan kökünün tıbbi kullanımı Doğu ve Batı kültürlerinde birkaç bin yıla dayalıdır. Esasen balgam söktürücü,mukoza koruyucu ve hafif laksatif olarak kullanılırdı. Geleneksel olarak kullanımında; hazmı kolaylaştırıcı, astım,yutak iltihabı(farenjit),sıtma(malarya),karın ağrısı,uykusuzluk ve enfeksiyonlar yer alır. Meyan kökünün, birçok farmakolojikal (ilaç bilimsel)  etkileri olduğu bilinir. İçerdiği östrojenik, endokrine benzer; göğüs rahatsızlığı gidericidir (kortizol gibi) ; anti alerjik; bakteri giderici, virüs giderici,antiTrichomonas; antihepatotoxic; çırpınmaları gidercici; fitoterapik; kansere karşı; balgam söktürücü ve antitussive  etkilerini sergiler. İlaç biliminin çok odağında olan glisirizin ve glisurutenik asit, flavonoidler gibi meyanın birleşiminde bulunan diğer maddeler de farmolojide önemli etkiler sağlar.

  Meyan kökü, genç ve yaşlı,hem kadın hem erkek,sağlıklı yada hasta olmak üzere herkes için tavsiye edilebilir.Yazarların görüşlerine göre meyan, dünyanın en muhteşem toniğidir. Bu nedenle, iskelet sisteminin korunmasında önemli bir tonik olduğunu tavsiye ettim.Meyan Kökü’nün göğüs hastalıklarını,vücudun içi ve dışı olmak üzere tüm bölgelerini iyileştirici etkisi insanı hayrete düşürüyor. Meyan Kökü yalnızca deriye değil, müköz zarlarındaki rahatsızlıklara da iyi gelir ve bağırsak sistemini düzenlemeye yardımcı olur. Bu bitki, patojen mikrobunun çeşitlerinden hiçbirinin  yaklaşmasına izin vermeyecek kadar vücudu güçlendirme yetisine sahiptir.Bu nedenle meyan kökü,iskelet sistemi için bir tonik olarak kullanılmalıdır. Genel bir spektrumda bakıldığında görülüyor ki, koruyucu tonik olması,sağlığı koruması ve yara iyileştirici olması gibi  özellikleriyle  meyan kökünden daha iyi bir şifalı bitki yoktur.

 

 

 

 ETNOGRAFYA BOTANİĞİ :
MEYAN,DÜNYADA HANGİ HASTALIKLARDA KULLANILIYOR?

A.B.D

 

Kanser türlerinin iyileştirilmesinde ve AİDS tedavisinde kullanıyor.



ÇİN              

Ağrı kesici, panzehir, yanık, kanser(yemek borusu), rahim kanseri, öksürük, idrar söktürücü, solunum sıkıntısı, balgam söktürücü, ateş, canlandırma, gençleştirme, ağrı ve yaralar,kuvvet verici ilaç(tonik) ve SARS hastalığında ilaç olarak kullanıyor.
 


AVRUPA

Tümör (Kanser) tedavisinde ve hastalıklardan koruyucu olarak,ayrıca karaciğer hastalıklarında kullanıyor.
 


JAPONYA

Balgam söktürücü, panzehir,spazm çözücü olarak kullanıyor.Japonya'da pek çok ilacın bileşiminde vardır.

TÜRKİYE


İdrar söktürücü,göğüs yumuşatıcı,balgam söktürücü, serinletici şerbet olarak, hepatit virüslerinde, zayıflık ve güçsüzlüklerde, pek çok hastalıkların tedavisinde, kuvvet macunlarının yapımında ve çoğunlukla erkek ve bayanda sesi güzelleştirici olarak kullanıyor.

 



DEĞİŞİK ÜLKELERDE
 

Addison hastalığı, bakteri öldürücü, candidia mantarı, öksürük, balgam sökümünde koku giderici, mantar öldürücü ilaç, laksatif, pektoral (göğse ait rahatsızlıklar), hap, yanık,ağrı,tümör,ürogenital yol tedavisinde kullanıyor.

Meyan, sağlık açısından birçok özelliği olan çok özel bir bitkidir. Gençleştirici ve beslenme ile ilgili özellikleriyle her yerde, herkes tarafından en çok tüketilen şifalı otlardan biridir.Yaygın olarak, doğuda ve batıdaki herbalizmde(bitkisel şifa) ve pratisyen hekimler tarafından kullanılır. Kayıtlara göre tarihin en eski dönemlerinden beri, meyanın bir afrodizyak olarak değerlendirildiği, güzelleştirici etkisi olduğu, canlılık kazandırma açısından kullanıldığı ve uzun ömürlülük sağladığı belirtilmiştir. Meyan’a hep hayat iksiri (ab-ı hayat) denilirdi. Çok eskiden Mezopotamya’da kil tabletler olarak bulunmuştu ve meyan “her derde dava iksir” olarak anlatılır. Öksürük ve göğüs hastalıkları ilacı olarak en eski ve en çok bilinen ilaçlardan biridir. Mısır’da firavun zamanlarından bu yana meyan suyu popüler ve tatlı bir içecektir. 

    İçeriğindeki benzersiz bir cevher olan glycyrrhizinin; saf şekerden 50 kat daha şekerli olduğu analizlerde tespit edilmiştir.Meyan, eğer yalnızca 1 damlasına 15.000 damla saf su eklenirse, nefis olur. Glycyrrhizinde kalori yoktur, fakat doğal meyan kökü az bir miktarda kalori içerir ve gereken şekilde çok küçük bir miktarda üzüm şekeri (% 1.4) ve sukroz (% 3.2) içermektedir. Bu şekersiz tatlandırıcı madde, şeker hastalıklarında da kullanılabilir. Tatlılığının ve lezzetlendirici özelliğinin yanı sıra acılığı olan ilaçların tadını daha leziz bir hale getirmek için de kullanılır.  

    Roma ordusu uzun ve çok yorucu olan seferlerinde meyanı zaruri bir yiyecek olarak düşündüler. Askerler sefere çıktıkları 10 gün, yiyecek ve içecek olmaksızın sadece meyandaki özellikler yardımıyla kuvvet ve enerji topladıklarını, susuzluk ve açlıklarını bastırdıklarını söylediler. 1305 yılında, King Edward; “ Meyan satışıyla ilgili bir görev için yerleştirilmiştim. Kazandıklarımla Londra Köprüsünün onarım masraflarını karşılamaya yardım ettim.” Dedi. 

    Eski Hindular süt ve şekerle alındığı zaman meyanın cinsel gücü arttırdığına inanırlardı.

Geleneksel Ayurvedik tıpta, şifalı otları ifratı ortadan kaldırmaya yardımcı olan özel yiyecekler olarak ve bunun yanında eksiklikleri ve zararları telafi etmeyi destekleyen bir gençleştirici olarak kullanılırdı. Meyan’ın görevi, sindirim, solunum, sinir sistemleri, yeniden oluşturma(üretkenlikle ilgili) ve ekskresyon sistemleri ile ilgili sorunları gidermektir. Balgam söktürücü bir etkisi vardır. Çoğu kez zencefil ile birleşiminde, balgamı sıvılaştırmaya ve akıtılmasına yardımcı olur. Meyan, kakule ve zencefil ile birleştiğinde dişler için bir tonik olarak düşünülmüştür. Meyan, zihni dinginleştirir, beyin ve kafatasıyla ilgili gelişimi sağlar, beyin omurilik sıvısını *( Koroid pleksus ve epandim tarafından oluşturularak beyin ventrikülleri, subaraknoid mesafe, omurilik santral kanalında dolaşım gösteren ve venöz sistem tarafından vücuda geri emilen sıvıyı) destekler. Görmeye, sese, saça ve cilde faydalıdır. Kuvvet vericidir. Çinli doktorlar şifalı otlarını, kendilerine özgü adlı sanlı özellikleriyle ilaçlarını 3 sınıfta ayırdılar. Meyan, listedeki ilaçların arasında ilk sıradaydı çünkü, insan hayatını koruma özelliği vardı. Birinci sınıf otlarda zehirleyici bir şey yoktu ve bu suretle ne kadar alırsanız yada ne sıklıkla kullanırsanız kullanın zararlı olmadığı düşünülmüştür. Bu üstün derece sınıf olan şifalı otlar solunum sistemini desteklemek için kullanılırdı, vücudu çevik ve canlı tutar, bir çağda vücudun yaşlanmasını da engellemiştir. Uzun ömürlü olmanın reçetesi günde 3 kez ; % 20 meyan, %40 gotu kola, %30 cinseng (yada bu bitkinin kökü) ve 2-4 gram arası Arnavut biberi alınmasıdır. Çinliler bu ilaca tıpta hep harmoni derlerdi. Tüm evrenin merkezi ve uyumu ifade eden sağlık açısından en anlamlı temel bir  kaynaktı. Hemen hemen tüm Çin halkı 2 yada daha fazla şifalı otları karışık formüllerle kullandılar. Meyan bu formüllerin çoğunda yer alırdı. Çinli bir herbalist bana demişti ki ; daima bir nebze de olsa al; meyan ,detoksif açısından çok güçlü bir şifalı ottur. Çin herbalizminde, tüm vücudu zinde tutmak, desteklemek ve düzene sokmak için prensip olarak şifalı otların kullanımına başvurulmaktadır. Meyanın içinde bulunan 10 farklı bioflavonoidler, bağışıklık sistemini desteklemek, kanser hücreleriyle savaşmak ve kanserden korunmak için etkilidir. 

    Meyan ilacı birçok hastalığa çare bulur : Öksürükler, soğul algınlıkları, hırıltılar, akciğer şikayetleri, boğuk/kısık seslilik, balgam tıkanıklıkları, bademcik iltihabı, karın bölgesi ağrıları, mide bulantısı, iştah zayıflığı, halsizlik, yiyecek zehirlenmesi, ateşlenmeler, idrar söktürücü, ödem, idrar ve böbrek yanması, mesane rahatsızlıkları, safrakesesi taşı, alerjiler, kanserler ve melanomiler, konjonktivitler *(göz kapaklarının içyüzünü örten konjonktiva bölümü), kulak ağrısı, diş ağrısı, yaşlılık lekeleri, bunaklık( yaşlılıktan ileri gelen zafiyet), hiperglisemi *(yeni doğan bebekler için: serum, kan, glikoz düzeyinin zamanında doğan bebeklerde 125mg/dl’nin, prematürlerde 150mg/dl’nin üzerinde olmasıdır; yetişkinler için ise : kanda glikoz seviyelerinin artması. Hiperglisemi yetersiz ünsilin üretimi veya insülinin glikozdan enerji sağlayamamasıdır. Hiperglisemi, tedavi edilen veya edilmeyen diyabetin bir göstergesidir. Ve kanda normal olarak artmış glikozdur; diabet mellitusta olduğu gibi), aybaşı huzursuzlukları, vajinal aft, endometriyozis *(endometriyal dokunun endometriyum dışında herhangi bir yerde bulunması. Klinik olarak endometriyal dokunun uterus boşluğu ve kas tabakası dışında olması. Fizyopatalojik tanımlarda ise, endometriyal bez ve stromanın her ikisinin de bulunması ve doku metabolik aktivitesinin olması gerektiği söylenmekte ise de, klinikte atipik endometriyal dokuların varlığı unutulmamalıdır), infertilite (üreme yeteneğinin azalması/yokluğu; sterilite : normal cinsel ilişki takvimine uyulmasına rağmen bir yıl içinde çiftlerin çocuk sahibi olmaması durumu), candida mantarı, ankilozan spondilit *(eklem ve bağlarda ilerleyici öaellikte tutukluk ile seyreden, omurgayı tutan bir poliartrit sendromu. HLA-B27 doku grubu antijenleri ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca ankilozan spandolit; gerek omurlar arası gerekse omurlarla kostaların oluşturduğu, eklemlerde kaynaşma ve sertlikle belirgin, genellikle erkeklerde görülen bir sapondilittir), kas distrofisi *( sinir sistemi tutulmaksızın esas bozukluğun kas liflerinde olduğu, kas güçsüzlüğü ve astrofisi ile karakterize, ilerleyici bir grup genetik dejeneratif hastalık), cilt alerjileri, basur, ağız yaraları, sinir gerginliği, uykusuzluk ve bunalım, depresyon, histeri(peri hastalığı), hazımsızlık, mide fesatı ve gastritler, diyabet hastalıkları, ilaç çekilmeleri, sıtma, iltihaplar, kas kasılmaları (kramplar ve şiddetli karın ağrıları), Addison *(birincil adrenal yetersizlik. En sık suçlanan neden otoimmünitedir. Adrenal bezin her üç tabakası da etkilenmiştir. Halsizlik, kilo kaybı, iştahsızlık, hipotansiyon, hiponatremi, hiperpotasemi en sık bulgulardır. Kronik olduğunda hiperpigmentasyon görülür. Ömür boyu sürecek kortikosteroit ile yerine koyma tedavisi, belirtileri kontrol altına alır. Genellikle glukokortikoit “ kortizon veya hidrokortizon” ve mineralokortikoit “fludrokortizon” kombinasyonu verilir ve ayrıca Addison hastalığı; böbreküstü bezlerden aldesteron ve kortizol üretiminde azalma sonucu oluşan zafiyet, hipotansiyon, anemi, hipoglisemi ve elektrolit bozukluklarıyla karakterize, seyrek görülen hormonal bir hastalıktır) ve Parkinson hastalığı *(etiyolojisi belirsiz olan, bazal gangliyonlarda dejeneratif değişiklikler ve buna bağlı olarak beyinde dopamin düzeyinde yetersizlikle karakterize, statik tremor, bradikinezi, bradimimi, rijidite vb. belirtilere yol açan kronik bir hastalık), epilepsi, dolaşım zayıflığı, düşük kolestrol, baş ağrıları, kulak ağrısı, uçuklar, yaralar, yanıklar, soğuk algınlığı ağrıları, sedef hastalığı, çıbanlar, frengi, apseler, zona hastalığı gibi birçok hastalıklara meyan, çözüm bulmaktaydı. Meyan, karıştırılarak kullanıldığı zaman akne izlerini temizliyordu. 

    Bu karışım içerisinde, meyanın kimyada çok tatlı geniş tayflar verme özellikleri ve etkileri vardır. Çok sayıda yapılan araştırmalarda meyan ile tedavi olarak bilhassa onikiparmak bağırsağı, sindirim ile ilgili yaralar, hormonal dengesizlikler, solunum yolu ve karaciğer hastalıklarıyla ilgili başarılar elde edilmiştir. Araştırmalar, meyanın karaciğerdeki toksinlerin tedavisini desteklediğini göstermektedir. Kalabalık ülkelerden birinde mide ülseri olan hastalar üzerinde denenmişti. 874 kişi üzerinde 12 hafta yapılan bir araştırma sonucunda onikiparmak bağırsağı ülseri konusunda zarar görenler, meyanın ülserleri iyileştirici özelliğinin Tagament ilacından daha hızlı ve  yan etkisi olmaksızın tedavi ettiği İrlanda ve Medicinal Journal (tıbbi gazetede) yayınlanmıştı. Başka bir araştırmanın gösterdiğine göre hastaların 2-6 hafta arası günlük 20-25 gram alınması sonucunda tedavi ettiği görülmüştü. Meyan mide ülseri yayılımını, mide duvarına bir jel etkisi vererek  engeller ve korur. Asitli kısımlarını azaltır ve bunun yanında acı veren spazmları azaltır. Başka bir raporun gösterdiğine göre, bir ay içerisinde ülserin büyüklüğünü %70-90 oranında küçültür, hastalık oluşumunu ve yatalak hasta olmayı engeller ve birçok çalışmalarda tedavi süresince faydaları görülebilmektedir. 

    Amerika Birleşik Devletlerindeki John Hopkins Üniversitesi’nde yapılan araştırmalarda kronik yorgunluk ve tansiyon düşüklüğünden mağdur olan insanlar üzerinde meyanın faydalı olduğu teşhis edildi. Rusya’daki bir çalışmada, meyan kökünün kronik egzama tedavisi için bir merhem olarak kullanıldığında, çok iyi sonuçlar verdiği düşünülmüştür.  

    Araştırmaların gösterdiği üzere kodeine benzer *(kodein: morfinin metilasyonundan veya opiumdan elde edilen, analjezik ve öksürük ilacı olarak kullanılan beyaz kristal halindeki alkoloit) etkisiyle meyanın balgam önleyici ve öksürük kesici etkileri vardır. Klinik deneyler raporunda, “ Townsend Newsletter for doctors” (doktorlar için şehirden gönderilen haber amaçlı yazınlar) glycyrrhizin’in damar yoluyla AIDS tedavisinde kullanılmasının hastalar üzerinde önemli ölçüde tedavi edici olduğu belirtilmişti. Meyanın içerisindeki glycyrrhiza iltihap giderici özelliğiyle çok değerli bir maddedir birçok insanda görülen mafsal (eklem) iltihabı ve romatizmal hastalıklara *( tüm artrit ve romatizma tiplerini ifade eder. Yüz elliye yakın romatizmal hastalık bulunmaktadır. Bunlardan, iltihabı olanların çoğu, basitçe bağışıklık sistemi ve iltihap mekanizmalarının uygunsuz çalışması ile vücudun kendisine yönelik hastalık oluşturması temeline dayanmaktadır) karşı etkilidir. Bir halk ilacı haline gelen meyan ilacı; tek kişilik servis için kısık ateş üzerinde meyan kökünün ½ ‘si kadarı ve kereviz tohumuyla 4 fincan su bir tencerede kaynatılarak yapılır. Bu sıvı süzgeçten geçirilir ve bir şişede soğutulur. Ferahlık sağlayana kadar günde 3 defa 1 servis alınır.   

Fonksiyonları ve klinikle ilgili kullanımı
Genellikle, bilhassa ısıtıldığında dalak yetersizliği durumlarında kullanılır. Aynı zamanda Qi (Zeka) yetersizliği veya kansızlıkla düzensizleşen kesik kesik olan nabız atışı yada çarpıntılar için kullanılır. Ciğerleri nemlendirir ve öksürük keser; hırıltı ve öksürükler için kullanılır. Meyanın nötr bir tabiatı olduğu gibi, ciğerlerdeki sıcaklık yada soğukluk için de kullanılabilir. Ham meyan; çıbanlar, ağrılar yada boğaz ağrısından meydana gelen ateşli zehirlenmeler için kullanılır. Spazmları yatıştırır : karın ve bacaklardaki ağrılı spazmlar için kullanılır. Aynı zamanda lokal ve dahili olarak türlü zehirli maddelere karşın bir panzehir olarak kullanılır.

 Uyarılar ve riskler :  Hipertansiyon hastalarında,aşırı terleme,mide bulantısı veya kusma durumlarında tedavinin uygun olmadığı yazılmıştır.

Karaciğer Kanseri için Meyan

 Meyan’ın birleşiminde kanser ilacı etkisi yönünde bulgular vardır.

 Chemistry&Industry(Kimya&Endüstri) dergisinin bir raporuna göre, meyan karışımlarında olan önemli bir bileşen karaciğer kanseri tedavisi için etkilidir. Karaciğer kanseri, İngiltere’de her yıl 2,800’ün üstünde insanı etkiliyor ve bunun yanında  İngiltere Kanser Araştırmalarının söylediğine göre 2,700 kişi de ölüyor. Karaciğer kanserinin tedavisi ve karaciğer için olan ilaçların bu hastalığı iyileştirmesi oldukça zordur.

*Resmin altındaki yazı: meyan birleşimlerinde yeni bulgu : kanser tedavisi (resim: Jerry Mason, Bilim Fotoğrafı Kütüphane)

 Fareler üzerinde yapılan çalışmaların gösterdiğine göre meyan karışımındaki glycerrhetinic asit ve glycerrhizic asit, karaciğerde çoğalır. Bu demektir ki taşıyıcı kanser tedavisindeki ilaçların etkisi doğrudan karaciğerdeki tümör içindir.

 Çin’de Nankai Üniversitesi araştırmacılarının lideri olan Zhi Yuan, genellikle glycerrhizic asidin kullanımının antikorlara göre onlarca binlerce defa daha ucuz ve kolay kullanıldığını söyler.

  Bu tetkik sonuçları, Tim Meyer, Londra’daki Royal Free Hastanesinde Tıbbi Onkolojist Rehberliği tarafından kabul edilmiştir. Dokuyu tedavi edici ilaçların potansiyel olarak tedavide daha etkili olduğu bulunmuştur. Çünkü, bu ilaçların daha yüksek olan yoğunluğu tümörden kurtuluş için daha etkilidir. Dozu gerekli ölçüde azaltılır ve vücudun diğer kısımlarındaki zehirli maddelerin neden olduğu etkileri önemli ölçüde azaltır.

  KAYNAK: http://www.meyanmucizesi.com Sitesine bilgi  ve resimler için çok teşekkür ediyoruz.